dostoyevskiler italya’da
dostoyevskiler, rusya dışında geçirdikleri dört yıl boyunca, gittikleri her şehirde galerileri, tarihsel-dini mekanları ziyaret ediyor; tekrar tekrar gezdikleri bu yerlerde resimlerin, gravürlerin önünde, binaların içinde, bahcelerde ya da yapıların karşısında uzun vakitler geçiriyorlar. görkemli, kutsallık ve masumiyetle olduğu kadar, yücelik ve aşkınlıkla ilişkili yapıtlardır bunların her biri. genel anlamda, bilim’in hegemonik bir güç olmaya doğru büyük adımlarının atıldığı evre olsa da, yine de esas olarak sanatsal yaratım içinde ‘kutsal’ın hüküm sürdüğü, geç dönem rönesansın ihtişamlı eserleridir. ancak br kırılma da olmuştur; bu dönemde sanat, ‘ortaçağ’ın sembolik dini eserlerinden uzaklaşıp başka bir ‘ruh’ kazanır, yanlış bir ifade olmayacaksa, kutsal’ı dünyevileştiren, dinsel olanı insanileştiren bir forma yönelir. anna’nın anılarının dikkatle üzerinde durulmuş, kaydedilmiş ayrıntılarını oluşturmaktadırlar bu eserlerin görülmesi. anıların ilk bölümü, rusya özleminin baskın çıkması ve geri dönüş ile kapanmadan önce, yaşamlarındaki zorluklar, yalnızlık ve acı olayların yanı sıra, bu türden ayrıntıları da özenle vermektedir okura. özellikle, fyodor mihayloviç’in etkilendiğini ve uzun süre vakit harcadığını söylediği örnekler, onun yeniden biçimlenen iç dünyasını ve yapıtlarını anlamlandırabilmek açısından önemli veriler olarak değerlendirilebilirler. yapıtların aurası, muhtemelen dostoyevski için, henüz insan dünyasının büsbütün (kendisinin ‘isa’yı kaybetmek’ anlamında ifade ettiği üzre) yabancılaşmadığı, ihtişamın yitirilmediği, katı olananın buharlaşmadığı, yüce olan’ın güzellik formunda sunulduğu ve dünyevi olanın kutsalla bağı üzerinden tasarlandığı bir anlam dünyasının yansıları olması sebebiyle önemliydi. bu anlam dünyası, henüz ‘dünyevi olan’ karşısında ‘kutsal’ın hegemonyası ile biçimlendiriliyordu ve bu da, bütün bozulmayı modernliğin materyalizminde gören dostoyevski’nin dinsel algılaması içinde, bir anlamda kutsiyetin ve masumiyetin, dolayısıyla ‘tinselliğin’ bozulmamışlığını temsil ediyordu. insanın aşkınlığa yöneldiği fakat henüz hiçleşmediği bir dünyanın işaretleri olarak yansıyordu. belki basılı örneklerden bakmak, iyi bir sanat tarihi kitabının sunduğu bilgileri yanı sıra almak ayrıca yararlı olacaktır döneme ve yapıtlara ilişkin. turizm denilen şey ne derece sevimsizleştirmiştir bu mekanları bilmiyorum, fakat yine de dostoyevski’yi hatırda tutup gidip yerinde görmek, daha başka olacaktır sanıyorum.
*dostoyevskiler’in rusya dışı yaşamlarına daha geniş olarak çeşitli kesitler halinde devam ettim.
___________________________________________

Canta Cecilia, Raffael, Bologna

Dojlar Sarayi, Venedik

San Marko Kilisesi‘nden bir kesit, Venedik

San Giovan Battista nel Deserto, Raffael, Offizio

Santa Maria del Fiero Kilisesi, Floransa

Vaftiz Kilisesi, Floransa

Boboli Bahceleri,Floransa

